BLOG
13.04.2021 - 397 NUMARALI HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
Suriyeli Türkmenler

 

 

 T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı 

397 NUMARALI HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )

 

Araştırmacı / Dr.Muhtar Fatih BEYDİLİ

 

Selçuklular Döneminde Suriye

Gazneli Mahmud´un ölümü üzerine tahta geçen oğlu Mesud, Horasan´da bulunan Türkmenlerden bazı zümreleri hizmetine almış, gerek tahta geçişinde, gerekse hükümdarlığının ilk yıllarında onların büyük yardımlarını görmüştür. Bununla birlikte Mesud hükümdarlığı için tehlikeli gördüğü bu Türkmenleri etkisiz bir duruma getirmek amacıyla, onların ileri gelen beylerine öldürtmeyi planlamıştır. Mesud´un, Türkmen beylerinden başta Yağmur Bey olmak üzere birçoğunu öldürtmesi üzerine, hayatlarının tehlikeli bir duruma düştüğünü gören Balhan, Nâvekiye ve Irak Türkmenleri, Göktaş, Oğuzoğlu, Mansur, Anasıoğlu (Nasoğlu ve Anazuglu), Dana vb. belli başlı beylerin kumandasında batıya hareket etmişlerdir. Bunlardan bir kısmı Acem Irakı´na, başka bir kısmı da Azerbaycan Hâkimi Vehsudan ile işbirliğine girişerek bu ülkenin birçok bölgelerine yerleşmişlerdir. Selçuklu Devleti´nin kurulmasından sonra Azerbaycan´da bulunan Türkmenler buradan ayrılan soydaşlarıyla birleşerek Anadolu, Diyarbakır, Mardin, Musul, Antakya ve Gürcistan taraflarına akınlar düzenlemişlerdir. Bu seferlerin merkez üssü olarak Ahlat´ı seçmişlerdir.

Suriye, İslâmiyetin ortaya çıkıp süratle yayıldığı yıllarda, Bizans İmparatorluğu´nun egemenliğinden ayrılarak Arap hükümranlığına geçmiştir. IX. yüzyıldan başlayarak sırasıyla İhşidîler, Hamdanoğulları ve Mısır Fatimî Devleti´nin yönetimleri altına girmiştir. X. yüzyılda Ortadoğu´nun büyük devletlerinden olan Fatimî Devleti´nin hakimiyet sahası Kızıldeniz´den Atlas Okyanusu´na uzanan ülkeleri, Hadramut, Yemen, Hicaz, Filistin, Suriye ile bütün Kuzey Afrika´yı içine almakta idi. Fakat Halife el-Hakim zamanında (996-1021) başlayan ve Halife ez-Zahir devrinde (1021-1036) meydana çıkan yönetim zaafiyetleri sebebiyle halifeliğe bağlı birçok eyaletlerde kanlı ayaklanmalar çıkmış ve dolayısıyla bu eyaletlerin Mısır´la idarî ilişkileri kesilmişti.

 Bu cümleden olarak, özellikle Kilâboğulları kabilesi reislerinden Mirdasoğlu Salih Halep bölgesine, Kelboğulları kabilesi reisi Sinan Dımaşk yörelerine ve nihayet Tay kabilesi reisi Hassan bin Dağfel de Filistin´e hakim olmuşlardır. IX, X ve XI. yüzyıllarda Bizanslıların özellikle Kuzey Suriye´yi geri alma amacıyla giriştikleri askerî hareketler, zaman zaman başarılı olmuşsa da Musul ve Suriye´ye hakim olan Hamdanoğulları Devleti´nin başarılı savunmaları, zinde göçebe Arap zümrelerinin kitleler halinde bu bölgeye yerleşmeleri ve nihayet XI.

yüzyılın ikinci yarısından itibaren Suriye ve Filistin´e başlayan Türk girişi sebebiyle Antakya ve yöreleri dışında Kuzey Suriye´de Bizans egemenliği kalmamıştır. Selçukluların bir devlet kurmalarını sağlayan Dandanakan Savaşı´ndan (23 Mayıs 1040) sonra Selçuklu fetih ve genişleme hareketleri, özellikle batı yönünde büyük bir gelişme göstermiştir. Önceden hazırlanan planlar uyarınca yürütülen bu istilâ ve fetih hareketlerine katılan Selçuklu emirleri ve Türkmen beyleri, çeşitli vesilelerle XI. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak kumandaları altında bulunan kuvetlerle Suriye ve Filistin´e gelerek bu ülkelerin fethini ve dolayısıyla buralarda bir devlet kurulmasını sağlamada önemli roller oynamışlardır.

 Suriye ve Filistin´e ilk Türk girişini temsil eden belli başlı emir ve Türkmen beyleri Hanoğlu Harun, Afşin, Sunduk, Kurlu, Atsız ve Şöklü´dür. Suriye´ye ilk Türk girişini gerçekleştiren Hanoğlu Emir Harun et-Türkmanî kumandası altında bulunan bin Türkmen (Oğuz) atlısıyla Anadolu´dan Halep bölgesine gelmiştir. Halep Mirdasoğulları Emirliği tahtında bulunan Esedüddevle Atiyye, tahtın öteki müddeisi ve özellikle Kilâboğulları kabilesinin bir kısım kuvvetlerine sahip olan yeğeni Mahmud´un Halep´e karşı herhangi bir saldırısından ciddi olarak kaygılandığı için Diyarbakır yöresinde bulunan Emir Harun´u yardıma çağrmıştır. Halep Mirdasî taht kavgalarına taraf olan Türkmenlerden her ikisi de faydalanmıştır. Fakat her iki tarafta Türkmenleri bu bölgede istemedikleri için de ilk fırsatta onları Halep´ten uzaklaştırmaya çalışmışlardır. Emir Harun, Sur bölgesinde Mısır Fatimîlerine karşı mücadele ederken 1070-71´de öldürülmüştür.

Sultan Alparslan´ın ünlü kumandanlarından Bekçioğlu Emir Afşin, Halep ve Antakya üzerine yürüyüp akınlarda bulunmuştur. Afşin gibi Kuzey Suriye´ye gelip bazı harekâtta bulunan Sunduk da buyruğu altındaki kalabalık Türkmen atlılarıyla gaza yapmakta olduğu Anadolu´dan 1069 yılı sonlarında buraya gelmiştir. 1070 yılı ortalarında Kefrtab, Halep, Hama, Humus ve Rafeniye yörelerine akınlar düzenledikten sonra tekrar Anodolu´ya dönmüştür.

Hanoğlu Harun, Afşin ve Sunduk´un Kuzey Suriye´de giriştikleri çeşitli siyasî ve askerî faaliyetlerde bulundukları 1069-70 yıllarında, Navekiye adlı kalabalık bir Türkmen kitlesinin Filistin´e gelip yurt tuttuğu görülmektedir. Navekiye Türkmenleri, Sultan Alparslan´ın eniştesi (Gevher Hatun´un kocası) Erbasgan´ın kumandası altında diğer Selçuklu prens ve emirleriyle Anadolu´ya akınlarda bulunmuştur. Erbasgan´ın sultana karşı itaatsizlik ve isyana kalkışması üzerine kendisini tedip için Emir Afşin görevlendirilmiştir.

 Bunun üzerine Erbasgan Bizans´a sığınmıştır. Erbasgan´a bağlı Nevakiye Türkmenleri, Kurlu et-Türki, Uvakoğlu Atsız ve kardeşleri, Şökli ve Hanoğlu Harun´un yeğeninin yönetimleri altında Mısır Fatimîleri´nin hakimiyetindeki Filistin´e gelerek istilâ ve fetih hareketlerini bu ülkede sürdürdüklerini ve burasını yurt tuttukları görülmektedir. Navekiye Türkmenleri başbuğu durumunda olduğu anlaşılan Kurlu Bey yönetiminde Taberiye gölünün doğusundaki verimli Belkâ topraklarını fethettikten sonra Numan kalesini ve Remle yöresini ele geçirerek buralara yerleşmişlerdir.

Böylece başkenti Remle olan Selçuklulara tâbi bir Türkmen beyliği kurulmuştur. Kurlu Bey´e ait Türkmenlerden bir kısmı da buradan ayrılarak Trabluşşam bölgesine yerleşmiştir. Türkmenler, Mısır Fatimîlerine ve bölgedeki Arap emirliklerine karşı siyasî ve askerî faaliyetlerde bulunmuşlardır. Suriye ve Filistin´deki Türkmen kitlelerini Fatimî kuvveti buralardan çıkaramadığı gibi Halep bölgesini yönetimleri altında bulunduran Mirdasoğulları emirleri de bunlara karşı ciddi bir harekette bulunamamışlardır. Kuzey Suriye´ye olan bu Türk girişleri sırasında, Kurlu Bey ve beraberindeki Türkmen beylerinin Fatimî egemenliğindeki Filistin´e gelip yerleşerek burada ilk Türkmen Beyliği´ni kurmaları, Kuzey Suriye´deki Türk harekâtından doğal olarak daha çok önem kazanmıştır.

Ortadoğu´nun büyük devletleri arasında yer alan Mısır Fatimî Halifeliği, içinde bulunduğu buhran dolayısıyla bu Türkmen Beyliği´nin sınırlarını genişletme hareketlerine engel olamamış ve onları bu ülkeden çıkaramamıştır. Suriye ve Filistin´in tamamıyla fethedilip Selçuklu egemenliğinin kurulması, beyliğin yönetimini eline alacak olan Emir Atsız tarafından gerçekleştirilmiştir. Kurlu´nun ölümü üzerine (1071) Uvakoğlu Atsız beyliğin başına geçmiştir. Emir Atsız yeni bir ruh ve bilinçle harekete geçerek Suriye ve Filistin´deki Fatimî hükümranlığına son vermek suretiyle bu ülkelerin ilk kez Selçuklular tarafından fethini ve burada kurulan ilk Türkmen Beyliği´nin sınırlarını genişletip bir Selçuklu Melikliği´ne dönüştürmeyi başarmıştır.

Atsız, 1071 yılında Kudüs´ü alarak burasını melikliğin başkenti yapmıştır. Akkâ 1074´te Navekiye Türkmenlerinden Emir Şöklü tarafından fethedildi. Emir Atsız emirliğinin sınırlarını genişletmek amacıyla hareketlerini sürdürerek Halep bölgesine gelmiştir. Asi ırmağı kıyısındaki Celali´de konaklamış, daha sonra Hama´nın batısında bulunan Mirdasoğulları´nın elinde bulunan Rafeniye´yi işgal ederek kardeşi Çavlı´ya vermiştir. Yine Mısır Fatimîleri´nin hakimiyetinde bulunan Trablusşam ve Sur şehirlerini de kuşatarak ele geçirmiştir. Kudüs, Remle, Taberiye, Trablusşam, Sur, Akkâ, Humus ve Rafeniye gibi Filistin ve Suriye´nin önemli kent ve kalelerini ele geçirmek suretiyle Selçuklu Melikliği´nin sınırlarını genişleten Emir Atsız, Suriye´nin merkezi durumunda bulunan ve Fatimî egemenliğinin hüküm sürdüğü Dımaşk üzerine yürümüştür.

Temmuz 1076´da şehre giren Atsız, Ulu Cami´de ilk kez Sünnî Bağdad Abbasi Halifesi, Selçuklu Sultanı Melikşah ve kendi adına hutbe okutmuş, ezanlardaki Şiî alâmetini kaldırmıştır. Dımaşk´ın alınmasıyla melikliğin başkenti Kudüs´ten buraya nakledilmiştir. Emir Atsız Dımaşk Fatimî kumandanı İntisar´a kenti kendisine barış yoluyla teslimine karşılık olarak Banyas ve Yafa kıyı kentlerinin yönetimini vermiştir. Emir Atsız, fetihlere başladığı 1071 yılından 1076 yılına kadar Filistin ve Suriye´nin Askalan dışında, başta Kudüs ve Dımaşk olmak üzere en önemli kentlerini fethederek Selçuklu Melikliği´nin sınırlarını genişletmiştir.

Fatimî Devleti´nin içinde bulunduğu buhran dolayısıyla Mısır´a bir sefer düzenleyerek er-Rif´i 1076´da almıştır. Atsız ordusuyla er-Rif´den hareketle 1077´de Kahire önlerine gelmiştir. Burada Bedrülcemali kumandasındaki Mısır ordusuna yenilmesi üzerine Dımaşk´a dönerek Filistin´de kendisine karşı isyan eden bölgeleri tekrar itaati altına almış ve kaybolan otoritesini tekrar kurmayı başarmıştır. 1075-76 yılında Kuzey Suriye´ye Anadolu´dan Ahmedşah adlı bir Türkmen beyinin yönetiminde yeni bir Türkmen zümresi gelmiştir. Bunlar Mirdasî Emiri Nâsır ile işbirliği yaparak Halep´e yerleşmişlerdir. Suriye Selçuklu Meliki Atsız´ın Mısır seferinde bozguna uğradığını haber alan Sultan Melikşah, onun çarpışmalar sırasında öldürülmüş olalabileceği düşüncesiyle Erran Valisi bulunan kardeşi Tacüddevle Tutuş´u Suriye ve Filistin Selçuklu Melikliği´ne atamıştır.

 Tutuş´u karşılayan Atsız kendisine itaat edip Dımaşk´ı ona vermiştir. Ancak Tutuş, Atsız ve kardeşinin kendisine karşı birtakım kuşkulu davranışları sebebiyle onları tutuklatıp öldürtmüştür. Tutuş, Fırat ırmağını geçerek Halep´in önemli kalelerinden Menbiç´i teslim aldıktan sonra daha güneyde bulunan el-Faye, ed-Deyr ve Buzaa kaleleri ile A‘zaz´ı 1079 yılında fethetmiştir. Böylece önce Kurlu Bey´in Filistin´de kurduğu Türkmen Beyliği daha sonra Emir Atsız´ın bir kısım Suriye şehirlerini fethetmek suretiyle geliştirip melikliğe dönüştürdüğü ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu´nu metbu tanıyan Selçuklu Devleti, aynı ülkelerde yine başkenti Dımaşk olan ve bu kez Selçuklu ailesinden birisinin bulunduğu Suriye Selçuklu Melikliği haline gelmiş oluyordu.

Bizans hakimiyetindeki Anadolu´da başarılı fetihler yaparak bağımsız Selçuklu Devleti´ni kuran Süleymanşah, şehrin ileri gelenlerinin daveti ile 12 Aralık 1084´te Antakya´ya gelerek buraya bağlı Bakras, Derbisak, Artah, Harim, Süveydiye gibi kale ve şehirleri fethetmeyi başarmıştır. Bu arada Halep´in kontrolünü ele geçiren Musul Emiri Müslim´in Antakya´yı almak için oldukça kalabalık bir ordu ile gelmekte olduğunu haber alan Süleymanşah 20 Haziran 1085 tarihinde Kurzâhil´de Müslim´e bağlı kuvvetleri yenmiştir. Süleymanşah, Müslim´in ölümü ile biten Kurzâhil savaşından sonra Kuzey Suriye´nin en önemli kenti olan Halep üzerine yürüyüp şehri kuşattıysa da bir sonuç alamamıştır. Halep Kumandanı Şerif Hasan el-Huteytî´nin, Tutuş´u şehri teslim etmek için Halep´e çağırması üzerine iki Türk ordusu Halep´e üç mil uzaklıkdaki Aynu Seylem yöresinde karşılaşmıştır.

 Süleymanşah´ın ordusu bozularak dağılmıştır. Yenilgiyi bir türlü hazmedemeyen Süleymanşah yanında taşıdığı bıçağı kalbine saplamak suretiyle 5 Haziran 1086 tarihinde hayatına son vermiştir. Tutuş, Anadolu fatihi Süleymanşah´ın ölümüyle sona eren bu savaştan sonra, söz verildiği halde kendisine teslim edilmeyen Halep üzerine yürüyerek 11 Haziran 1086 tarihinde şehri kuşatmıştır. Fakat Sultan Melikşah´ın Halep´e gelmekte olduğu haberi üzerine kuşatmayı kaldırır ve onu karşılayıp huzuruna çıkarak itaatını bildirmiştir. Bu olaydan sonra Halep ve Antakya doğrudan Büyük Selçuklu İmparatorluğu´na bağlanmıştır.

Tutuş 1087 yılında Sayda ve Beyrut üzerine yürüyerek buraları işgal etmiştir. Akabinde her iki kente de valiler atayarak Dımaşk´a dönmüştür. Böylece Atsız ve Tutuş´un çabalarıyla Lazkiye, Antartus, Trablusşam, Akkâ, Cübeyl ve Yafa gibi kıyı şehirlerinin büyük bir kısmının fetihleri tamamlanarak Selçuklu yönetimine alınmıştır. Halep Valisi Kasımüddevle Aksungur 1089 tarihinde Antakya´ya bağlı Efamiye´nin kuzey-batısında bulunan Berzuye kalesini Ermenilerden teslim almıştır. Tutuş, 1090 yılında Halep Valisi Aksungur, Urfa Valisi Bozan ve Antakya Valisi Yağısıyan ile birlikte Humus´u almıştır. Sultanın yazılı buyruğuna uyularak burası Tutuş´a verilmiştir.

 1091 yılında Efamiye ve Irka kalelerinin fethinden sonra Trablusşam üzerine yürüyen ordu şehri kuşattıysa da alamamıştır. Melikşah´ın 1092 yılında ölümü üzerine Suriye´de kendisini büyük sultan olarak tanıtmayı başaran Tutuş, beraberinde Aksungur ve Yağısıyan olduğu halde Büyük Selçuklu saltanatına sahip olma arzularını gerçekleştirmek amacıyla Rahbe, Rakka, Nusaybin, Âmid, Meyyâfarikin, Rabiye ve Musul´u almıştır.

Kuzey Suriye´nin iki önemli şehri Halep ve Antakya ile Urfa´yı kendisine bağlayarak birkaç kıyı şehri dışında bütün Suriye ülkesi ile Filistin´i yönetimi altında toplamayı başaran Tutuş, yanında bulunan emirlerin yardımıyla hükümranlık bölgesini genişletmiş bulunuyordu. Aksungur ve Bozan´ın Berkyaruk tarafına geçerek bölgelerinde onun adına hutbe okutmaları üzerine 1094 tarihinde Halep üzerine yürüyen Tutuş, Aksungur ve müttefiklerini Seb‘in savaşında yenerek Halep, Urfa, Harran ve Suruc´u kontrolü altına almıştır. Tutuş, Büyük Selçuklu Devleti´nin başına geçmek için 50.000 kişilik ordusuyla Isfahan üzerine yürümüştür. 1095 yılında Rey yakınlarındaki Taşılu köyünde Berkyaruk ile yaptığı savaşta yenilerek öldürülünce Suriye ve Filistin Selçuklu Melikliği, Halep ve Dımaşk Melikliği olmak üzere ikiye ayrılmıştır .

B-Halep Selçuklu Melikliği

Tacüddevle Tutuş Rey savaşında yenilip öldürüldükten sonra oğullarından Rıdvan Halep´te, Dukak da Dımaşk´ta kendilerine ait birer emirlik kurmuşlardır. Rıdvan topraklarını genişletmek ve babasının vaktiyle egemen olduğu memleketlere hakim olmak için ilk olarak Diyarbakır bölgesini seçmiştir. Antakya Valisi Yağısıyan ve Buzaa ve Menbiç Emiri Abakoğlu Yusuf ile Suruç ve Urfa üzerine yürüyerek buraları itaati altına almıştır. İki kardeş arasında zaman zaman çıkan ihtilâflar Rıdvan´ın Dukak´ın yönetimindeki Dımaşk´a iki defa sefer düzenlemesine sebep olmuştur. Bunun üzerine 1097 tarihinde Dukak, Halep Selçuklu Melikliği´ne karşı Antakya Valisi Yağısıyan ile birlikte harekete geçmiştir. Artukoğlu Sökmen ile birlikte kardeşine karşı yaptığı Kınnesrin savaşını Rıdvan´ın ordusu kazanmıştır.

Bu savaştan sonra Dukak´ın üzerinde az da olsa hakimiyet kuran Rıdvan, Antakya ve Dımaşk´ta kendi adının hutbelerde öncelikli olarak okutulmasını sağlamıştır. Bu mücadeleler sırasında Mısır Fatimîleri Kudüs´ü zaptetmişlerdir. Ortadoğu İslâm dünyasının özellikle mezhep ve hakimiyet çatışmalari ile çalkalandığı sırada 1096 yılında kutsal toprakları ele geçirmek için düzenlenen Haçlı Seferlerinin ilki Anadolu Selçukluları tarafından bertaraf edilmiştir. Bu yılın sonlarında düzenlenen ikinci bir sefer sonucu Haçlılar Antakya´ya kadar gelmişlerdir. 1098 yılında Antakya ve Urfa´yı alarak, burada birer kontluk kurmuşlardır. Haçlılar her iki melikliğin toprakları üzerinde faaliyet göstererek bölgedeki birçok yeri ele geçirmişlerdir.

Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablus´da birer devlet kurmalarından sonra bölgedeki Selçuklu emirlikleri ve Müslüman emirlikler tehlikeli bir duruma düşmüşlerdir. Emirlikler dışarıda Haçlılara karşı mücadelelerinin yanında, kendi aralarında da mücadele ediyorlardı. İtikadî açıdan Sünnî, Şiî ve Batınî düşünceler de buradaki Müslümanların birlikte hareket etmesini engelliyordu. Rıdvan´dan sonra yerine oğlu Tacüddevle Alparslan, içte ve dışta ciddi tehlikelerle başbaşa bulunduğu bir zamanda Halep Selçuklu Melikliği´nin başına geçmiştir. Bu sırada meliklik işlerini atabeyi olması dolayısıyla Baba adıyla anılan ve babası Rıdvan´ın hâdimlerinden Lülü adlı bir emir yönetiyordu. Lülü, Halep ileri gelenlerinin destek ve yardımlarıyla Batınîlere kesin bir darbe vurarak onları bertaraf etmiştir.

Haçlılara karşı Dımaşk Emiri Atabeky Tuğtekin´le işbirliği yapmıştır. Tacüddevle Alparslan 1114 tarihinde Lülü´nün kışkırtmasıyla kaledeki odasında öldürülmüştür. Tacüddevle Alparslan´dan sonra meliklik tahtına oturan Sultanşah, Haçlılara karşı Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar´a başvurmuşsa da ordu baskına uğrayıp Haçlılara yenilmiştir. Haçlılara karşı mücadele etmesi için Halep´e gelip yönetimi ele alması ricasında bulundukları Mardin Artuklu Emiri İlgazi 1117-18´de şehre gelerek yönetime elkoymuştur. Böylece Halep Türkmen Emirliği sona ermiştir.

 

C-Dımaşk (Şam) Selçuklu Melikliği

Tutuş´un oğlu Dukak, Rey savaşında ölmesi üzerine Memlûk emirlerinden Aytegin el-Halebî ve bir askerî birlikle savaş alanından uzaklaşarak Diyarbakır üzerinden Halep´e gelmiştir. Bu sırada kardeşi Rıdvan Halep´te bir Selçuklu Melikliği kurmuş bulunuyordu. Genç Dukak, Rıdvan´ın yanında ve koruması altında Halep´te bir müddet oturduktan sonra Tutuş adına Dımaşk kale ve kentini naib sıfatıyla elinde bulunduran Savtekin tarafından Dımaşk´a davet edilmesi üzerine büyük bir gizlilik içinde buraya gelerek Dımaşk Selçuklu Melikliği´ni kurmuştur.

Kardeşi Melik Rıdvan ve Haçlılara karşı mücadelesini sürdüren Dukak, Antakya´yı kuşatan Haçlılara karşı müttefiki Yağısıyan´a yardım etmek için harekete geçmişlerse de başarılı olamamışlardır. Babasının hakim olduğu memleketleri kontrol edebilmek için kardeşi Rıdvan ile rekabete girmiştir. Rıdvan´a itaat etmeyen Diyarbakır bölgesinin bütün emirleri Dukak´ın huzuruna gelerek bağlılıklarını bildirmişlerdir. Haçlılar, Urfa, Antakya ve Kudüs´te birer devlet kurduktan sonra hakimiyet alanlarını Müslümanlar aleyhine genişletmek amacıyla Suriye ve Filistin´de sürekli olan askerî operasyonlar düzenlemişlerdir. Dukak, Sevad´a saldıran Taberiye Prensi Tancred´e karşı başarılı bir sefer düzenleyerek onu yenilgiye uğratmıştır.

Urfa Kontu Baudouin´in Kudüs krallığının başına geçmek için Kudüs´e gitmekte olduğunu haber alan Melik Dukak Haçlılara saldırarak birçok Haçlı askerini öldürmüştür. Baudouin ise gece karanlığından faydalanarak Kudüs´e ulaşmış ve ölen kardeşi Godefroi´nın yerine krallık tahtına oturmuştur. Haçlıların saldırılarına karşı koymak için Lazkiye´nin güneyinde bulunan Cebele kenti yöneticileri Dukak´a başvurarak Cebele´yi atabeyi Tuğtekin´in oğlu Tacülmülük Böri´ye vermişlerdir. Fakat Böri´yi istemeyen halk Trablus emirine başvurarak kenti ona teslim etmiştir. Trablus´un kuzeyindeki kıyı kenti Antartus´u işgal eden Haçlılar, yardıma gelen Dukak ile Humus Emiri Cenahüddevle´nin kuvvetlerini yenmişlerdir. Selçuklu egemenliğini tanımayan Rahbe Emiri Emir Hasan´ın üzerine yürüyen Dukak, 1102 tarihinde şehre girmiştir.

Humus ordusu komutanlarının daveti üzerine buraya gelen Dukak şehri ve kalesini teslim almıştır. Dukak da ağabeyi Rıdvan gibi babasının hakim olduğu bölge ve kentleri kendi hükümranlığı altına almayı denemiş ve her tüşebbüsünde de başarılı olmuştur. O, Diyarbakır bölgesi, Cebele, Rahbe ve Humus kentlerini yönetimi altına almayı başarmıştır. 9 yıl süreyle Dımaşk Selçuklu Melikliği tahtında oturan Dukak´ın 1104 tarihinde ölmesi üzerine Atabey Tuğtekin bütün yetkileri üzerinde toplamıştır. Dukak´ın oğulları Tutuş ve Ertaş´ın kısa süre sonra ölmeleri üzerine Selçuklu hanedanından meliklik tahtına geçecek başka bir kimsenin bulunmaması sebebiyle Dımaşk Selçuklu Melikliği fiilen sona ermiştir. Bundan sonra Dımaşk´ta Tuğtekin´in atabeylik yönetimi kurulacak, onun ölümünden sonra 1128 tarihinde yerine geçen oğlu Tacülmülük Böri´nin adına izafeten Böriler Hanedanı devri başlayacaktır4 . Irak Selçuklu Sultanı Mahmud 1129 yılında Halep´i Haçlılar karşısında kahramanlığıyla tanınan İmamüddin Zengi´ye vermiştir.

Onu ölümünden sonra yerine geçen oğlu Nureddin Mahmud Zengi de aynı şekilde Haçlılarla savaşmış ve çok sayıda kaleyi geri almıştır. Adil bir hükümdar olan Nureddin Mahmud Zengi şehirde huzur ve sükûnu sağladıktan sonra, surları, kaleyi, Ulu Cami´yi, pazar yerlerini ve yolları tamir ettirerek zaviyeler ve hastahaneler yaptırmıştır. Sünnîliği destekleyen medreseler kurarak Irak ve el-Cezire´den getirttiği alimlerin buralarda ders vermesini sağlamıştır. Halep, 1183 yılında Selahaddin-i Eyyubî tarafından ele geçirilmiştir. Selahaddin-i Eyyubî şehri oğlu el-Melikü´z-Zahir Gazi´ye bırakmıştır. Fakat birkaç ay sonra Halep, Selahaddin-i Eyyubî´nin kardeşi el-Melikü´l-Adil´in ricası üzerine Mısır´daki bütün haklarından vazgeçmesi karşılığında kendisine verilmiştir.

 Üç yıl sonra el-Melikü´z-Zahir tekrar Halep´e tayin edilmiştir. Melik Gazi devrinde (1186- 1212) Halep en parlak ve müreffeh dönemini yaşamıştır. Ticarî hayat canlanmış, birçok mimarî eser yapılmış, şehir yeniden ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir. Halep´te 1348´de ortaya çıkan veba salgını pek çok kişinin ölümüne sebep olmuştur. 1400 yılında şehre giren Timur, surlar ve kale dahil bütün şehri yakıp yıkmış, üç gün süren yağmalama sırasında 20.000 kadar kişi öldürülmüştür. 1516´da başlayan Osmanlı dönemine kadar devam eden Memlûk hakimiyetinde Halep, genel anlamda gelişmişse de açlık ve kıtlığın yanı sıra bazen günde 500 kişinin ölümüne sebep olan veba salgını ve sık sık şehri harabeye çeviren deprem gibi felâketlerden de kurtulamamıştır . Yavuz Sultan Selim´in Memlûk Sultanı Kansu Gavri´yi mağlup ettiği Mercidabık Savaşı´ndan sonra (24 Ağustos 1516) Osmanlı hakimiyeti altına giren Halep doğu ile batı ticaretinde önemli bir gelişme göstermiştir. Bu dönem Halep tarihinin birçok bakımdan en parlak devrini teşkil etmiştir.

 

B-Halep Sancağındaki Göçerler (Cemaatler)

Osmanlı Devleti´nde konar göçerler “Türkmen” veya “Yörük”, “Urban”, “Ekrad” ismiyle Tahrir Defterlerinde geçmektedir. “Yörükan-ı Haleb” ve “Türkmanan-ı Haleb” tabirleri birbirlerinin yerine XVI. yüzyıl boyunca kullanılmıştır. Ayrıca İzzüddin Beylü Ekrad taifesi için de “Yörük” tabiri kullanılmıştır47. Halep Türkmen cemaatleri, 1518´de “Yörükan-ı Halep”, 1526´da “Yörükan-ı Hâssa”, 1536´da “Türkman-ı Liva-i Halep” veya “Tavâif-i Türkmanan-ı Halep”, 1550, 1570 ve 1584´te “Türkmanan-ı Vilâyet-i Halep” başlıklarıyla verilmiştir. Türkmenler il veya ulus şeklinde teşkilâtlanmışlardır. Ulus veya il taife, kabile veya boylara ayrılmıştır.

 Bunlar da cemaatlere veya bölüklere ayrılmaktaydı. İlin veya ulusun başında ailenin hükümdar kolu olarak “Yabgu” bulunurdu. Fakat bunların siyasî etkileri Osmanlı Devleti tarafından ortadan kaldırılmıştır48. Bunlara artık “Bey” denilmekteydi. Ulusu, cemaatlerin meydana getirdiği taifeler oluşturmaktadır. Taifelerin başında “boy beyleri” vardır. Cemaatlerin başında boy beylerinin atadığı “kethüda”lar bulunurdu. Kethüdalık babadan oğula geçerdi. Kethüdalık müessesesiyle eski Oğuz yabgularının “güderkin” müessesesi arasında bir benzerlik göze çarpmaktadır49. Türkmen illeri arasında Adana havalisinde Ramazanoğulları, Diyarbakır yöresinde Boz Ulus, Maraş çevresinde Zülkadiroğulları ve Sivas´ta bulunan Ulu Yörük sayılabilir. Türkmen uluslarının arasında en önemlisi Türkmen uluslarının atası sayılan ve Oğuz cemaatlerinin birçoğunu içinde barındıran Halep Türkmenleridir50. Hicrî 928 tarihinde Halep, Adana ve Tarsus´ta bulunan boy beyleri kanunnamede şu şekilde belirtilmiştir.

Halep Livasına Tâbi Boy Beyleri

 1-Kürd İzzüddin heman buna hüküm yazılur ol vech olduğu içün.

2-Yar Ahmed Bey Avşarî veled-i Turak Bey

3-Arslan Bey, Arsuz vilâyeti zaimi

4-Aydoğmuş Bey Avşarî evlad-ı Gündüz Murad ve İbrahim

 

Türkmenler kışın güneyde Halep ve çevresinde kışlamaktaydılar. Yazın kuzeye Halep, Malatya ve Sivas´ın Yeniil kazası civarlarındaki yaylaklara çıkmaktadırlar. Hatta bunların Yeniil kazası Kaluganlu köyünde bir cami dahi yaptıklarını görmekteyiz55. Sivasta bulunan bir kısım Halep Türkmeniyle buradaki Zülkadirlü taifeleri daha sonraları Yeniil ulusunu meydana getireceklerdir56. Halep Türkmenleri A‘zaz, Antep, Malatya, Hama, Şam, Rumkale, Birecik, Behisni ve Vilâyet-i Şark olarak defterlerde zikredilen bu bölgelerin doğu kısımlarına kadar geniş bir sahada yaşamaktaydılar. Göçebe hayatı yaşayan Türkmenler genellikle otlak ve yaylaklarda koyun, keçi, at, katır, deve gibi hayvan yetiştirmektedirler. Bunların ürünlerini ham veya işlenmiş olarak et, süt ürünleri, deri, kıl, yün şeklinde satarak geçimlerini temin etmekteydiler.

Ürünler yaylaklarda kurulan pazarlarda satılmaktaydı57. Devlet bunlardan at ve koyunu ölçü alarak vergi almaktaydı. Kışlaklarında bulunan bazı mezraalarda ziraatle meşgul olmuşlardır. Yerleşik hayata geçen cemaatler bölgenin özelliklerine uygun ürün yetiştirmektedirler. Konar göçerlerin vergi gelirleri genellikle XVI. asırda padişah hasslarına dahildi. Bazen Ankara sancağında olduğu gibi sancakbeyi, beylerbeyi ve padişah hasları arasında paylaştırılmıştır. Cemaatlerden alınan vergilerle ilgili bilgiler ayrı bir bölümde verilecektir. Vergileri havas eminleri, cemaatlerin içerisinden seçilen ehli vukufla birlikte hayvanları sayarak tespit edip topluyorlardı.

 Ehl-i vukuf bu hizmetleri karşılığında âdeti ağnam ve tekâlif-i örfiye vergilerinden muaf tutulmaktaydı58. Ayrıca Şam ve Trablus livalarında bu büyük kitlenin devamı olan Türkmen cemaatleri bulunmaktadır. Konar göçerlerin yoğun olarak bulundukları bölgelerde kadılıklar teşkil edilmiştir. Bunlardan At Çeken oymakları Bayburd, Eskiil ve Turgut olmak üzere üç kadılığa ayrılmışlardır. Zülküdirli taifelerinin bir kısmı için Karsı Maraş kadılığı kurulurken, Halep Türkmenleri için de müstakil bir kadılık tesis edilmiştir.

Halep Türkmenlerinin yoğun olarak bulundukları Derbisak nahiyesinde 1536 yılında kışlak, yatak ve otlak vergisi olarak 25.000 akçe vergi alınmaktadır. Gündüzlü cemaatlerinin otlak ve yaylak resmi 3.000 akçedir. Halep sancağında yaylakların bulunduğu tek yer burasıdır. Ayn-ı Horum, Ayn-ı Hor, Bedrik, Sencerlüce, Karacaoluk, Heşmişek, Darulukayağı, Akpıñaralañı, Elmacık, Akçaoluk, Mülük ve Killi olmak üzere toplam 12 yaylaktan bulunmaktadır. Buralarda yaylayan cemaatlerden 1.140 akçe vergi alınmaktadır.

Defterde bazı köylerde meskun bulunan Türkmen, Arab ve Ekrad cemaatlerin isimleri yazılmıştır. Bazı mezraalarda ise burayı ziraat eden konar göçerlerin veya köy ahalisinin ismi kaydedilmiştir. Bunlara bakarak Müslümanları oluşturan etnik toplulukları sancak genelinde tam olarak tespit etmek zordur. Çünkü defterde yazılan ve menşeleri belirtilmeyen büyük bir reaya topluluğu bulunmaktadır. Bunların etnik durumlarını tespit etmek bir hayli zordur. Birçok göçebe topluluk daha önceden yerleşik hayata geçmeleri sebebiyle artık aşiret veya taifelerinin isimleri deftere yazılmamaktadır. Bu durum şehir merkezlerinde daha da karmaşıktır.

 1-Halep Türkmenlerine Bağlı Taifeler

1518 tarihinde cemaatler “Yörükan-ı...” başlığı altında verilmiştir. İlk defa 1526´da cemaatler “tâbi-i...” şeklinde bir taifeye bağlanmıştır. 1536 tarihinden itibaren cemaatler “Taife” başlığı altında verilmeye başlanmıştır. XVI. yüzyılda genellikle cemaatler 10 taifeye bağlanarak teşkilâtlanmıştır. Bunlar Beydili, İnallu, Avşar veya Köpeklü Avşarı, Gündüzlü veya Gündüzlü Avşarı, Beylik Avşar veya Beyliklü, Harbendelü, Bayad, Eymirlü kabileleri, Peçenek ve Şah Meliklü ile Oyratlu ve Osmanlı ve Kösecelü taifeleridir. Bunların dışında cemaatlerin zaman zaman Çalışlu, Üç, Acurlu, Kara Koyunlu, Çepni, Döğer-i Hama, Kınık ve Keçe Beylü gibi büyük taifelere mensup oldukları da defterlerde belirtilmiştir. Cemaatlerin tabloları taifeler esas alınarak yapılmıştır.

Bilgilerin alındığı defter numaraları ve tarihleri verilmiştir. Defterlerde bulunmayan taife ve cemaatin karşılığı boş bırakılmıştır. Cemaat ve taifenin defterde bulunup da nefer ve koyun sayısından herhangi biri hakkında bilgi verilmemişse bu durum uzun tire “—” ile belirtilmiştir. Nefer sayıları verilip, koyun sayıları verilmeyen ve tabloda “—” işareti ile gösterilen cemaatler vergileri mal-ı dimos veya cemaatleriyle birlikte alınanlar ile bir köye yerleşmiş olan cemaatlerdir. Basma Kozaklı cemaatinin neferleri yazılmayıp mal-ı dimosu yazılmıştır. Ordu-yı Eminlik Bey bin Durak cemaatinin neferi yazılmış vergisi ve koyun sayıları yazılmamıştır.

Cemaatler defterlerde taifeleri belirtilmediği yerlerde genellikle hangi taifenin içerisinde yer almışsa o taifenin altında gösterilmiştir. Cemaatlerin bağlı oldukları birim Yörükan-ı Halep (YH), Yörükan Hama (YHA), müteferrik cemaatler (M), Kızık, Kınık, Üç, Kıçılu, Döğer, Çepni, Pürnek, ve Acurlu şeklinde tabloda verilmiştir. Acurlu cemaatleri üç ayrı yerde gösterilmiştir. Çünkü defterlerde iki taifeye bağlandığı için bağlı olmadığı yerlerde “Müteferrik” cemaatler içerisinde verilmiştir. 1040 numaralı defterde s. 135-139 arasındaki cemaatler ikinci defa yazılmıştır.

 Asıl yerleri s. 123-125 arasındadır. 1518´de Halep Türkmenleri mufassal olarak verilmeye çalışılmış fakat yarım bırakılmıştır. Daha sonra bu cemaatlerden alınan vergiler cemaatlerin altına özet olarak yazılmıştır. 1518 tarihinde Halep Türkmenlerinden 613.032 baş koyun ile badhava, at ve develerine 1.336.876 akçe toplam senelik vergi tahakkuk ettirilmiştir60. 1550 tarihli ve 454 numaralı defterin son bölümü eksik olduğu için Beydili taifesinin tamamı ile Bayad taifesinin bir kısmı bulunmaktadır. Bunun dışında kalan taife ve cemaatlerin nefer ve koyun sayıları tam olarak verilememiştir. TD 280 ve 391 numaralı icmal defterlerinde ise cemaatlerin sadece vergi miktarları ve nefer sayıları olduğu için koyun sayıları verilememiştir.

1526 tarihli defterde cemaatler taifelere ayrılmamış, sadece “tâbi-i” şeklinde bağlı olduğu bir üst birim yazılmıştır. Cemaatlerin koyun sayıları verilmemiş, sadece vergi miktarları yazılmıştır. Oyratlu, Osmanlı ve Kösecelü Taifesi daha önceki tarihlerde bulunmamasına rağmen 1570 ve 1584 tarihli iki defterde taife olarak geçmekte ve vergileri dimos olarak alınmaktadır. Dimos alınan cemaatlerin koyun sayıları verilmemiştir. Eymirlü taifesine bağlı camaatler 1518 tarihli defterde bu taife başlığı altında verilirken, bu tarihten sonraki defterlerde başka taifelerin içinde gösteril miştir.

1552 (TD 279), 1570 (TD 544) tarihli defterlerde Köpeklü Avşarından sonra gelen cemaatler herhangi bir taifeye bağlı olmayıp mufassal defterlerde Yörükan-ı Halep´e tâbi olarak gösterilmiştir. Peçenek ve Şah Meliklü taifesi ilk olarak 1552 tarihli ve 279 numaralı defterde geçmektedir. Sonraki tarihlerde, yani 1570 ve 1584 tahrirlerinde de bulunmaktadır. Vergileri dimos olarak alındığı için mufassal defterlerde koyun sayıları verilmemiştir. “Mal-ı dimos bedel-i âdet-i ağnâm ve maze ve camus ve resm-i bennak ve resm-i mücerred” şeklinde kayıtlar bulunmaktadır61.

BOA TD 610 numaralı defter Hicrî 992 tarihli olmasına rağmen s. 878-1024 arasında bulunan “Tavâif-i Türkmanan-ı Vilâyet-i Halep” bölümü Hicrî 978 tarihli ve 493 numaralı mufassal defterden alınmıştır. Bu bölümde bulunan cemaatlerin sıralanışı, koyun sayıları ve kişilerin isimleri ve sıraları aynıdır. Bu durum Halep Türkmenlerinin bu tarihte tahririnin yapılmayıp, önceki defterden aktarıldığını göstermektedir. Bu defterlerin diğer bölümleri iki ayrı tahririn sonuçlarını ihtiva etmektedir.

1536 Tarihinde Türkmen Aşiret ve Cemaatleri

Beydili Taifesine bağlı cemaatler:

 Taşbaş, Kürtler, Kürtler(-i diğer, Şam vilâyetinde), Kürtler(-i diğer, Şam vilâyetinde), Arab Ömerlü, Cumalu, Atgüden Bey (boy beyleri), Atgüden Bey, Bekir Bey ve Mürsel Bey veledan-ı Mahmud Bey (boy beyleri), Bekir Bey ve Mürsel Bey veledan-ı Mahmud Bey, Güvenler, Yağrınçlu, Halilcelü, Dimleklü, Dimleklü(-i diğer, Ayntab nahiyesi, Ağcamezraa köyünde), Kotanlu, Ulaşlu, Ulaşlu(-i diğer, Şark vilâyetinde), Kıyaslu, Çalcıyan, Yalvaç (Şark vilâyetinde), Karaburç, Mihmad Hacılu, Hallaclu, Tatalu, Sülmenli Eminliği ve Otamış ve Hacı Arab ve Gökçe ve Döğer, Büyük Karacalu, Fakılar, Kuzucaklu, Kadılu, Mahmudlu, Bekillü, Boz Geyiklü, Alagözlü, Çakırlu, Çakırlu(-yı diğer), Topaklu, Necmüddinlü ve Bozlu. İnallu Taifesine bağlı cemaatler: İnallu, Ala Yundlu, Ala Yundlu(-yı diğer, Ravendan nahiyesinde), İsa Hacılu, Çay Basmazlu, Kırımlu, Boranlu, Kara Yakublu, Sevindik Obası, Emir Ali Obası, Hamza Bey, Sad Lebenlü (A‘zaz nahiyesinde), Bozca Dumanlu, Yeni Karalu, Yenal, Karacalu, Bayraklu, Aykudlu, Karalu(-i diğer), Dokuz, İnallu Kulalar/ Taylar, Gök Pirlü, Konurlu, Bey Ömerlü (Şark vilâyetinde) ve Basma Kozaklu.

Köpeklü Avşarı Taifesine bağlı cemaatler:

Ordu-yı Eminlik Bey bin Durak, Keçilü, Sekiz Avşarı, Alplu Avşarı, Alplu Avşarı(-yı diğer), Haraclu Avşarı, Alabaş, Delüler, Gökçelü, Kuyumculu, Alplu Avşarı/Kadıoğlu, Bedirlü, Kürt İsmail, Balabanlu, Balabanlu(-i diğer), Keçilü Avşarı(-yı diğer) ve Doyranlu.

Gündüzlü Avşarı Taifesine bağlı cemaatler:

Ulamışlu, Çoraboğlu, Bekmezlü, Bekmezlü(-i diğer), Yuvacıklar, Hemanlu, Boynu Kısalu ve Kara Yuvalu.

 Beyliklü Taifesine bağlı cemaatler:

Beyliklü, Habillü, Beyliklü(-i diğer), Çingirlü, Oruçlu, İslâmlu, Eymirlü, Kaysarlu, Kıllu, Karagözlü, Eymir(-i diğer), Dımaşklu, Büğdüz, Aşıklu, Yüreğir, Kösecelü, Oyratlu, Osmanlu, Pürnek, Pürnek(-i diğer), Tabanlu, Toktemürlü, Toktemürlü(-i diğer), Bayındırlu, Kızıl Emirlü, Bahadırlu, Sufiyanlu, Çoğun, Şarklular, Şarklular(-ı diğer), Çalışlu, Kıçlu, Keçe Beylü, Şeyh Hamzalu, Sığırluca Salur, Ukkaşlu, Elsüz Fakı, Sığırluca(-i diğer), Peçenek, Şah Meliklü, Mehmed Bey bin Abdullah Bey, Acurlu, Acurlu(-i diğer), Diğer Acurlu ve Beymişlü.

Harbendelü Taifesine bağlı cemaatler:

 Harbendelü, Harbendelü(-i diğer), Soyladı, Dişirci, Kara Hisarlu, Kozcu, Kozanlu, İlyas Fakihler, Uzun Karacalu, İnal-oğlu, Caferlü, İbrahim Şahlu, Kasım Hacılu, Yalunuzlu, Burhan Hacılu, Kayanlu, Kurtulmuşlu, Mısır Hocalu, İllemişlü, Tansuklu, Bostanlu ve Cadılu.

Bayad Taifesine bağlı cemaatler:

Ordu-yı Bozcalu, Pehlivanlu, Yabanlu, Melik Hacılu, Budaklar, İlik Bey Hacılu, Gökçelü, Doğanlu, Kız Kapanlu, Şemiklü, Saylaklu, Yusuf Hacılu, Salavatlu, Beçilü, İldeliklü, Bekillü, Reyhanlu, Mahmudlu, Gençli, Mahmudlu(-i diğer), Alihan Hacılu, Kalkum, Körüklü, Gördiler, Bayad, Düzgünlü, Kara Koyunlu, Kara Koyunlu(-i diğer), Biçerlü, Karkın, Kızık, Karkın(-ı diğer), Karkın(-ı diğer), Döğer-i Hama, Demircilü Döğeri, Sarağaç, Çepni/Kurdlu, Çepni(-i diğer), Bayram Hoca, Kınık, Kınık(-ı diğer), Halep Döğeri, Halep Döğeri(-i diğer), Hayali Yuva, Hayali Yuva(-i diğer), Hayali Yuva(-i diğer), Üç, Üç(-i diğer), Eyyublu ve Eyyublu(-i diğer). Bu defterde müteferrik olan cemaatler ayrı yazılmamıştır. Bunlar Beyliklü ve Bayad taifesinin içerisinde gösterilmiştir.

 

Konar Göçerlerdeki Vergi Uygulamaları

TD 93 numaralı Hicrî 924 tarihli mufassal defterde tafsilâtlı olarak hem Türkmen, hem de Ekrad camaatler yazılmış ve toplam nefer, hâne ve mücerred sayıları verilmiştir. Ekrad cemaatlerde reayanın toplamı yazılmamıştır. Türkmen cemaatlerinden “ağnam” ve “şatü´l-mer‘a”dan vergi olarak alınacak hayvanın miktarı tespit edildikten sonra “âdet-i boncuk” adıyla her küçükbaş hayvan için 12 akçe kıymet biçilerek bu değer nakit olarak alınıyordu. Âdet-i ester ve âdeti esb isimleriyle büyükbaş hayvanlardan alınan vergilerden atın tanesine 2.000, katırın tanesine ise 1.000 akçe kıymet biçilmişti. Bu vergiler nakit olarak alınmaktaydı.

 Bu durum defterde şu şekilde ifade edilmektedir: “Mezkurlardan at ve katır alınmayup akçe alınmalu oldukda at bahası içün ikişer bin akçe ve katır bahası içün biner akçe alınmak mezkurların kanun-ı sâbıkları olduğu ecilden hâliyâ dahi defter-i cedid- hakanîye vech-i meşruh üzere sebt olundı”. Koyun ve keçileri yazılmayan bazı cemaatlerden hane ve mücerred sayılarına göre “âdet-i nakdiye” ismiyle “dimos” da denilen senelik maktu bir vergi alınıyordu. Âdet-i nakdiye ödeyen cemaatlerden bazıları bu vergiyi nakit olarak değil odun olarak da ödeyebiliyordu. Karkın Deveciyan cemaatinden 1.500 akçelik âdet-i nakdiye karşılığında 100 yük odun vermeleri istenmiştir. Bunların dışında âdet-i ağnam-ı memerr ile badhava, cürm ü cinayet, resmi arus, yava, kaçgun, beytü´lmal, malı gaib ve malı mefkud da alınmaktaydı. Ekrad cemaatlerde Hicrî 924 tarihinde toplam hane ve mücerredi verilmeden mufassal olarak reaya yazılmıştır.

 Akabinde her cemaatin ağnam, keçi ve nakdiye olarak vergi miktarları kaydedilmiştir. Nakdiyenin içerisinde âdeti nakdiye ile birlikte badhava denilen “badhava, cürm ü cinayet ve resmi arus” da bulunmaktadır. Hazinei Âmire için toplam vergiden “âdeti mûze” adıyla bir bölüm ayrılmıştır. Kalan miktar Halep mirlivasına verilmiştir. Resmi ağnam bu tarihte iki koyuna bir akçe olarak alınmaktadır.

 Halep livasındaki cemaatler, TD 1040 numaralı ve Hicrî 933 tarihli defterde mufassal olarak bulunmaktadır. Reaya yazıldıktan sonra toplam nefer, hane ve mücerred sayıları ile vergi çeşitleri ve miktarları belirtilmiştir. Her reayanın yanına kendi koyunları ve emanet olarak bulunan koyun sayıları yazılmıştır. Cemaatin vergi olarak vereceği koyun miktarı “âdet-i ağnam” olarak tespit edildikten sonra “âdeti akçei boncuk” veya “resm-i boncuk” olarak ta her koyun için 6 akçe vergi yazılmıştır. Aynı şekilde “emanet” olarak bulunan koyunların miktarı ve her koyun için 6´şar akçeden “resmi boncuklar”ının miktarı verilmiştir. “şatü´lmer‘a” olarak alınacak koyun miktarı ve 6 akçeden nakit tutarı kaydedilmiştir. “Baha-i esb” başlığıyla at miktarı ve akçe olarak değeri yazılmıştır.

 Bu tarihte daha önceki tahrire göre 1 atın kıymeti 2.000 akçeden 1.000 akçeye düşmüştür. Koyunu yazılmayan, bir yere yerleşen ve koyunu olmasına rağmen başka vilâyette bulunan cemaatlerin çoğundan senelik “âdeti nakdiye” adıyla bir vergi alınmaktadır. Aynıi şekilde Hicrî 933 (1526) tarihinde Hama livasında resm-i boncuk her koyun için 6, her at için de 1.000 akçe tespit edilmiştir. Hicrî 959 (1552) tarihinde de bu değerler aynı kalmıştır. 1552´de Hama sancağında ata (esb) 1.000 akçe değer tespiti yapılmıştır. Bölgede kışlayan Türkmenlerden resmi kışlak, yatak ve otlak adıyla vergi alınmaktadır. Kışlak vergisi resm-i duhan adıyla yılda bir Mart ayında 12 akçe olarak tahsil edilmekteydi. Yatak ve otlak diye her bir sürüden bir koyun alınırdı.

 Halep livasında kışlayıp kalan Türkman taifeleri yılda bir Mart ayında her sürüden bir koyun verirlerdi. Sürü adedi 300 koyundur. Gelip geçen yörüklerden otlak, yatak veya selâmlık diye koyun ve kuzu alınmazdı.

TD 397, 454, 493 ve 610 numaralı mufassal defterlerde reaya mufassal olarak yazıldıktan sonra toplam nefer, hâne, bennak ve mücerred miktarlarıyla sadece cemaatin toplam koyun sayıları ve bundan alınan verginin miktarı kaydedilmiştir. Toplam reaya sayısı “neferan” olarak verildikten sonra alınan verginin yekûnu, cemaatin toplam koyun sayısı ve bundan alınan verginin miktarı yazılmıştır. Resm-i ağnam bu tarihte iki koyuna bir akçe olarak alınmaktadır.

Koyun ve keçi kuzulayıp sürüye yaradıktan sonra oğlağıyla ve kuzusuyla addolunup (sayılıp) resm-i ağnam olarak her iki baş için bir akçe tespit edilmiştir. Her reayanın sahip olduğu koyun miktarı ile mücerred veya bennak mı olduğu ayrıca gösterilmiştir. Bennak ve mücerred sayısı ile bunlardan alınan vergilerde kaydedilmiştir. Bennaktan 12, mücerredden 6 akçe alınmaktadır. Ayrıca her cemaatten badhava ve resm-i arusane adı altında alınan vergiler de belirtilmiştir. Bazı cemaatlerin reayası yazılmadan sadece alınan “malı dimos” kaydedilmiştir.

 Yerleşik cemaatlerin “mal-ı dimos, badhava ve resm-i arusane” miktarları da ayrıca gösterilmiştir. 1550 tarihli sayımda bir kısım cemaatlerden dimos alındığı için koyun sayıları verilmemiştir. Bunlardan bazılarının nefer sayıları da kaydedilmemiştir. Halep Türkmenlerinden olup Antakya nahiyesinin Karacatut köyüne yerleşen Çoğun taifesinden bir grubun Türkmen defterinden çıkarılmadıkları için Türkmen eminleri ve subaşıları müdahale etmekte, diğer taraftan hayli zamandan beri mütemekkin oldukları için toprak subaşıları rüsûm ve badhavalarını almak istemeleri dolayısıyla rencide olduklarından Türkmen defterinden çıkarılıp reaya kaydolunmuşlar ve vergilerini Antakya eminleri hâssai hümayuna zabt etmeleri için deftere kayıt düşülmüştür.

Ziraat eden Türkmen ve Ekrad resm-i çift ve öşürlerini toprak sahibine verirlerdi. Âdet-i ağnam ve bunun dışındaki vergileri sancakbeyi hassı veya padişah hassı kaydolunmuştur. Türkmen cemaatlerinin âdet-i ağnam ve tekâlif-i örfiyeleri Halep kazasında havas eminleri tarafından alınmaktaydı. Bazı çalışmalarda “şanü´lmer‘a” olarak geçen bu vergi “şatü´lmer‘a”dır. Şat sözlükte dişi koyun, keçi, ceylan, inek ve deve kuşu anlamlarına gelmektedir. Halep Kanunnamesi´nde âdet-i ağnam için de aynı miktarların verilmiş olması sebebiyle âdet-i ağnam ve şatü´lmer‘a aynı vergi için kullanılan terimlerdir. Bu vergi cemaatlerin yaylaklardan kışladıkları ve yazıldıkları sancağa döndükleri zaman alınmaktaydı.

 

kaynak

 

Doç. Dr. Yusuf SARINAY Devlet Arşivleri Genel Müdürü https://www.devletarsivleri.gov.tr

 

 

 

 


DİĞER FOTOGRAFLAR
HALEB LİVÂSI
HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
HALEB LİVÂSI
HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
HALEB LİVÂSI
HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
HALEB LİVÂSI
HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
 
HALEB LİVÂSI
HALEB LİVÂSI MUFASSAL TAHRÎR DEFTERİ ( 943 / 1536 )
DİĞER FAALİYETLER
Suriyeli Türkmenler 24.06.2021 الزعيم الأذربيجاني الراحل الرئيس أبو الفضل إلجي &#
             

Suriyeli Türkmenler 19.06.2021 الأهمية الاستراتيجية لممر زانغازور بين أذربيجا
                        ال

Suriyeli Türkmenler 18.06.2021 أهمية“إعلان شوشة”وعودة تركيا إلى القوقازبعد 100عام
أهمية“إعلان شوشة”وعودة تركيا إلى منطقة القوقاز من جديد بعد 100 عام؟

Suriyeli Türkmenler 06.05.2021 عادات وتقاليد الزواج الاعراس لدى تركمان الباير
      عادات وتقاليد الزواج الاعراس لدى تركمان الباير والبوج

Suriyeli Türkmenler 04.05.2021 التركمان ... احفاد اوغوزخان من التعريب والتهميش وا 
          التركمان ... احفاد اوغوزخان من التعريب  

Suriyeli Türkmenler 17.04.2021 عيون الزمان لمـن سكـن الجولان مــــــن عشــائــ
كتاب عيون الزمان لمـن سكـن الجولان مــــــن عشــائـــر التــ&#

Suriyeli Türkmenler 03.04.2021 SURİYA TÜRKMƏNLƏRI CAN AZERBAYCANLA BİRLƏŞDİRƏN NƏDİR?
SURİYA TÜRKMƏNLƏRI CAN AZERBAYCANLA BİRLƏŞDİRƏN NƏDİR? Yazan:Dr.Muxtar Fatih BEYDİLİ. Türkmən Həkimləri Dərnəyinin sədri     Tü

Suriyeli Türkmenler 06.03.2021 GÖÇMEN SURİYE TÜRKMENLERİ
GÖÇMEN SURİYE TÜRKMENLERİ 7. ve 8. yy’dan beri Fırat ve Dicle’ye indikleri, Mezopotamya ve Anadolu’dan Suriye’ye göçtükleri, 9. ve 11. yy.dan bu yana Suriye coğrafyasında yaşadıkları bilinen 2010’teki tahminlere göre, Suriye nüfusu yaklaş

Suriyeli Türkmenler 19.02.2021 ثمن الحرية صار أغلى والجيل الحالي أكثر شجاعة
ثورة سوريا في عامها العاشر..تحول المشهد من طلب السوريين ل

Suriyeli Türkmenler 04.02.2021 ناغورني قره باغ بؤرة ساخنة عرضة للانفجار في أي وقت
  صراع لم يحسم هل سنرى جولات اخرى للمعارك في المستقبل؟

Suriyeli Türkmenler 03.02.2021 ملحمة بوزقورت (الذئب الأغبر ) الاسطورية للأتراك
ملحمة بوزقورت (الذئب الأغبر ) الاسطورية للأتراك

Suriyeli Türkmenler 03.02.2021 بالتصفيق الحار..ذهبت أنغيلا ميركل حزينا
  ذهبت ميركل حزينًا ... بقلم الدكتور مختار فاتح بي

Suriyeli Türkmenler 29.01.2021 ابطال تم نسيانهم ولم تُذكر أسماؤهم يريك فاطمة
    ابطالنا الذين تم نسيانهم &#

Suriyeli Türkmenler 25.01.2021 صدر العدد الجديد من مجلة الاخاء/قارداشلق
  صدر العدد الجديد من مجلة الاخاء/قارداشلق التي تصدر عن نادي ا

Suriyeli Türkmenler 22.01.2021 انتهى النزاع طويل الأمد بين الاشقاء في أذربيجان و&
    انتهى النزاع طويل الأمد بين الاشقاء في أذربيجان وتركمانس

Suriyeli Türkmenler 20.01.2021 مأساة «20 يناير الأسود» هي صفحة المجد والشجاعة
مأساة «20 يناير الأسود» هي صفحة المجد والشجاعة في تاريخ أتراك أذ

Suriyeli Türkmenler 14.01.2021 الصداقة بين المثالية والواقعية في عالم السياسه
  الصداقة الصادقة بين المثالية والواقعية ف

Suriyeli Türkmenler 08.01.2021 الشاعر والمفكر الأذربيجاني نظامي كنجوي
الشاعر العبقري والمفكر الأذربيجاني، نظامي كنجوي (كنž

Suriyeli Türkmenler 16.12.2020 الأرمن لم يعيشوا قط في منطقة القوقاز ولكن تم جلبهم
 الأرمن لم يعيشوا قط في منطقة القوقاز ولكن تم جلبهم الى ا 

Suriyeli Türkmenler 10.12.2020 BİR ASIR SONRA TÜRK ASKERİ BAKÜ'DE AZATLIK MEYDANINDA AĞITTAN ZAFERE YENİDEN DİRİLİŞ.
BİR ASIR SONRA TÜRK ASKERİ BAKÜ´DE AZATLIK MEYDANINDA AĞITTAN ZAFERE YENİDEN DİRİLİŞ.     Bugün Azerbaycan ordusunun Karabağ´ı Ermenilerd

Suriyeli Türkmenler 29.10.2020 Suriya Türkmənləri kimdir...
Suriya Türkmənləri kimdir...   Ərəb ölkəsi olan Suriyanın əhalisi hazırda 23 milyon təxmin edilir. Bugünkü Suriyada yaşayan türkmənlərin durumuna keçmədən öncə, türkmənlərin buraya gəlişl

Suriyeli Türkmenler 24.10.2020 العشق الايراني لأرمينيا
العشق الايراني لأرمينيا بقلم د.مختارفاتح 

Suriyeli Türkmenler 23.10.2020 Qarabağ Sadece Dağlık Qarabağ Demek Değildir .!
Qarabağ Sadece Dağlık Qarabağ Demek Değildir .!   Can Azerbaycan’ın Qarabağı, Türk Dünyası için kanayan ortak bir yara konumundadır eskiden ve şimdi. Maalesef bu kanayan yara gün geçtikçe kabuk ba

Suriyeli Türkmenler 05.10.2020 В Азербайджане идёт Великая Отечественная Войн
В Азербайджане идёт Великая Отечественная Войн

Suriyeli Türkmenler 29.09.2020 أذربيجـان..
  أذربيجـان..من الوثنيـة والزراد

Suriyeli Türkmenler 09.09.2020 Сирийский туркмен - Syrian Turkmen
Сирийский туркмен - Syrian Turkmen Доктор Мухтар Ф.БЕЙДИЛИ   Сирийские &

Suriyeli Türkmenler 12.08.2020 Suriye’deki Bayır-Bucak Türkmen Bölgesinin Türk Varlığının Tarihî Temelleri
Suriye’deki Bayır-Bucak Türkmen Bölgesinin Türk Varlığının Tarihî Temelleri  

Suriyeli Türkmenler 20.06.2020 الشاعر التركماني السوري عبود اسماعيل 1904 _ 1987
 علم من اعلام بلادي ... انه الشاعر التركماني السوري ع&

Suriyeli Türkmenler 20.06.2020 الشاعر التركماني أحمد خليل مصطفى باشا
 علم من اعلام بلادي ....انه الشاعر والباحث في التاريخ

Suriyeli Türkmenler 06.05.2020 صرخة وطن
....صرخة وطن  فلا قيمة للوطن ان لم يعترف 

Suriyeli Türkmenler 04.05.2020 ORTADOĞU’DA 10 MİLYON TÜRKMEN VAR
ORTADOĞU’DA 10 MİLYON TÜRKMEN VAR Uzm.Dr.Muhtar Fatih BEYDİLİ

Suriyeli Türkmenler 04.03.2020 تركمانستان
...جمهورية تركمانستان جنة الارض المنسّية.. سحر وجم

Suriyeli Türkmenler 23.01.2020 Bütün o Toprak Türklük kokuyor
Bütün o Toprak Türklük kokuyor   Prof.Dr.Mehmet Erol Moğol istilasından kaçan 40 bin Türkmen çadırı Memluklar tarafında

Suriyeli Türkmenler 14.01.2020 ما مصير التركمان السوريون في سوريا المستقبل ؟
ما مصير التركمان السوريون في سوريا المستقبل ؟

Suriyeli Türkmenler 06.01.2020 Halep Türkmenleri Halk Kültürü Araştırması
Halep Türkmenleri Halk Kültürü Araştırması Prof.Dr. Mehmet Erol Yazar

Suriyeli Türkmenler 26.12.2019 Barış Pınarı Harekatı Bölgeye Barış ve huzur Pınarları getirecek
Barış Pınarı Harekatı Bölgeye Barış ve huzur Pınarları getirecek Dr.Muhtar FATİH

Suriyeli Türkmenler 18.12.2019 اسكان العشائر في عهد الامبراطورية العثمانية
اسكان العشائر في عهد الامبراطورية العثمانية  لاž

Suriyeli Türkmenler 18.12.2019 أصل التركمان المتأصل في الجذور
أصل التركمان المتأصل في الجذور &

Suriyeli Türkmenler 18.12.2019 Atalarımız

Suriyeli Türkmenler 18.12.2019 Şehitlerimiz شهداؤنا
Vatan için yaşayıp öldünüz; siz toprağa değil, kalplere gömüldünüz. Sahipsiz vatanın batması haktır sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. 

Suriyeli Türkmenler 18.12.2019 Geçmişten Günümüze Örf ve Adetlerimiz